KUR'AN TARTIŞMALARI

Bugün İslam’ın anayasası Kur’an üzerine yazıyoruz. Ancak, bu öyle bir anayasadır ki, inananlar tarafından üzerinde anlaşma sağlanamaz. Kimilerince bir yana çekilir, kimileri kanaatlerine göre Kur’an yorumları yaparlar. (Mezheplerin ortaya çıkışları da böyle olmuştur.) İnanmayanlara gelince. Onlar zaten inanmadıkları cihetle, kendilerince de mesele yoktur. Hatta, bu türden çekişmeleri kendi görüşlerinin kanıtı olarak öne sürerler! “Bakın, inanıyor fakat aranızda anlaşamıyorsunuz, inanç birliği gösteremiyorsunuz.” derler!
Arada sırada, birileri ortaya çıkarlar ve nedendir bilinmez, Kur’an’a olmayacak manalar atfederler. İşte, şimdi gene bunların biri TV’lerde dolaşıyor. Neymiş efendim, şifreleri çözmüşmüş! Ne şifresi be adam!?. Bizzat Kur’an’ın kendisi, hem de apaçık bir beyan olduğunu bir çok defa söylüyor! Esasen Kur’an gibi kutsallık atfedilen kitaplar dogmadırlar. Yani, bilimsel kitaplar gibi tartışmaya açık değildirler. İnanılırsa olduğu gibi kabul edilir, yok eğer inanılmıyorsa tümüyle red ve inkâr edilirler. Ayrıca, Kur’an eğer ilahî bir metin ise, hükümleri “iki kere iki” gibi kesindir. Her yerde, her zaman ve her şart altında “dört” eder!
Ramazan ayına da girdik ya, Kur’an bir de bu açıdan ele alınıp üstüne görüşler
bildirilmektedir. Ülkemizde, gazeteler eliyle o kadar çok Kur’an dağıtılmıştır ki, bugün her evde bir tane (belki daha fazlası) bulunmuş olmalıdır. Hâl böyleyken, acaba kaç kişi eline alıp bir kere yüzüne bakmıştır!?. Biz, esasen okuma özürlü bir toplumuz. Buna bir de, saygıyla karışık anlamsız korku eklenince, Kur’an bir kılıfa konulup duvara asılır. Böylece güya gereken yapılmış olur! Oysaki, adı bile oku buyruğundan gelmektedir! Okunacaktır ki, ne dediği anlaşılsın ve de ona göre davranılsın. Biz burada, sadece anlamak için düz okumaktan bahsediyoruz. Daha yaygın olarak bilinen Kur’an okunması makamlı olanıdır ki, müzik tarzındadır. Ayrıca güzel sesli kişilerce okunması esastır. Bundaki amaç ise, müziğin katkısıyla manevi etkiyi artırmaktır. (Her dinde böyledir.) Müzik etkisine ilginç bir örnek bilinmektedir. Yanılmıyorsak, Yemen’deki askerlerimizin bir grubu, bir gün güzel bir ses ve makamla Kur’an okunduğunu duymuşlarmış. Belki yaşadıkları şartların da katkısıyla bundan etkilenmişler, ağlamışlarmış. Şu var ki, komutanları orada bulunduğu yıllarda Arapça’yı öğrenmişmiş. Askerlere hayretle bakarak durumu açıklamış. Okunan bölümde, bir olayı anlatılıp aynı konuda öğüt verilmekteymiş. Bundan sonra, hayret sırası askerlerimize gelmiş!
Bir de ebcet (ebcet hesabı) vardır. Kur’an’ı kurcalamak için buradan da yola çıkıyorlar. Ebcet, Arap harflerine rakam değerleri verilerek, buradan hareketle bir takım önemli tarihleri kelimelerle ifade sanatıdır. Geçmişteki İslam edebiyatının bir konusudur.
Biz bugün böyle bir girizgâhtan sonra, Kur’an tarihini özetlemek istedik. İslam’da; Allah, Kur’an ve Hz. Muhammed, bilindiği üzere birbirlerini çağrıştıran kavramlardır. Hatta, arada Cebrail meleği de bulunmuştur. Allah, ayetlerini Cebrail eliyle Hz. Muhammed’e göndermiştir. O da bunları, Mekke ve Medine’de yaşayan ve o zaman putperest, Musevi ve Hristiyan vb inancındaki Araplarla Yahudilere söylemiştir. Bunlara inanıp İslam’a girenlerse, hâliyle ayetleri de öğrenmişlerdir. (Kur’an’ın her bir cümlesine ayet denmiştir.) Baazı kimseler ise, bunları bir de yazmışlardır. Ancak, o zamanda bugünkü kâğıt-kalem gibi araçlar bulunmadığından, bir bakıma ellerine ne geçerse onu kullanmışlardır. Ellerine geçenleriyse şöylece sıralayabileceğiz: Deriler, parşömenler, kiremitler, yassı taşlar, kemikler, hurma yaprakları... Öte yandan, bir gün gelmiş, her fani gibi Hz. Muhammed de ölmüştür. Onun öğretileri Müslüman olan herkesçe ve en çok da sahabe denilen yakınlarınca öğrenilip bilindiğinden, İslam uygulaması sağlığındaki gibi devam olunagelmiştir.
Araplar, İslam’ın sağladığı birlikle önce küçük sonra da büyük bir devlet olmuşlardır. Sonra da tarihlerinde görülmediği kadar genişleyip imparatorluğa varmışlardır. Böyle bir büyüme ve genişlemeyse kendiliğinden olamayacağından, mütemadiyen savaşmışlardır. Yani cihat yapmışlardır. Hz. Muhammed’in hemen ardından Arap kabileleri arasındaki bir savaşta, yetmiş kadar Müslüman ölmüşlerdir. Ölenler, tabii ki ayetleri ve İslam’ı (derece derece) bilen kişilerdir. İşte bu savaşın sonuçları, birinci Halife Hz. Ebu Bekir’i düşünmeye sevk etmiştir: Bu savaşlar sürüp de bu ölümler de gelecekse İslam’ın akıbeti ne olacaktır!?. Çünkü, İslam şehitleri aynı zamanda İslam’ı bilenler ve geleceğe taşıyacak olanlardır. İslam’ın başlardaki mevcudu son derecede azdır. Zaferler sayı üstünlüğünden değil, inanç ve organizasyondan gelmektedir. İşte!.. Ayetleri Kur’an adıyla toplamak düşüncesi, Hz. Ebu Bekir’de böyle ve bu yüzden doğmuştur.
Hz. Ebu Bekir, İslam Peygamberi’nin hem en yakını, hem de kayınpederidir. Bunun sonucuyla ayetleri en doğru bilen kişidir. Ancak, gene de başkalarının bilgi ve birikimlerine ihtiyaç duyacaktır. Bir haber salıp, ayetler konusunda kim ne biliyor ve kim ne yazmışsa, çağırtmıştır. Kendisinden sonra Halife olacak Hz. Ömer’in de yardımıyla, söylenenleri dinlemiş, yazılanları okumuştur. Sonunda bir karara varmıştır. Karar uyarınca, Zayd bin Sâbit adında ve okur yazar bir kişiyi de görevlendirip, ilk Kur’an’ı yazdırmıştır. Deri üstüne yazılan bu Kitap, sırasıyla Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer ve onun dul kızı Hz. Muhammed’in de son dokuz eşinden biri olan, Hafsa’ya teslim edilmiştir. Müsvedde diyeceğimiz diğerleriyse yakılıp kırılarak yok edilmişlerdir.

Araplar, kendi yarımadalarıyla bunun yakın çevresini ele geçirmişler, üçüncü Halife Hz. Osman zamanında yurt dışına çıkmış artık bizim Doğu Anadolu’ya uzanmışlardır. Buradaki, boş zamanlarında Kur’an okuyan askerler, bundan başka başka anlamlar çıkarmaya başlamışlar ve ciddi görüş ayrılıklarına düşmüşlerdir. Çünkü, o günün Arap elifbası (alfabesi) normal olarak bu sonucu doğurmaktadır. Olay Halife’ye bildirilince, konunun ciddiyetini kavrayıp, duruma el koymuştur. Uzmanlarını toplayıp, durumu anlatmış ve çözüm istemiştir. Sonuç olarak elifbaya bugünkü harekeleri (harflerin üstünde ve altındaki çekim işaretlerini) ekletmiş, okunmadaki kesinliği sağlamıştır. Kur’an bu şartlarda bir daha yazılmıştır. Buna göre, iptal edilen ilk Kur’an’ın ise ne olduğu hâlen bilinmemektedir. Karışıklığa sebep olmasın diye herhâlde o dahi ortadan kaldırılmıştır. Bu yüzden yeniden görüş ayrılıkları çıkmıştır. Bazı görüş sahipleri, Hz. Osman’ı Kur’an’ı değiştirip kendine göre yazdırmakla suçlamışlardır. Bu meyanda, iki surenin hiç dikkate alınmayıp Kur’an’a da konmadığı iddiaları vardır. Buradaki önemli husus, bütün görüş farkları ve çekişmelerin, Arapların önce kendi aralarından çıkmış olmasıdır. Bütün bu bilgiler, bize, baştan beri Arapların kendi bilgi kaynaklarından aktarılmakta, oradan her yana yayılmaktadırlar.
Bu kısa Kur’an yazımız münasebetiyle, inananların Ramazanları mübarek, oruçları kabul ola!



Mete Esin
  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

Google'da Webler Arası ve Site İçi Arama

*TATİL ve DİNLENME
Marmara Adası
DAVRAN MOTEL

*HASTANE RANDEVU SİSTEMİ
182 Merkezi Hekim Randevu Sistemi ile RANDEVU ALMA

FotoğrafımGrup Kimliğini Görüntülemek İçin Tıklayın




HABERCİDEN, "Yazarlar ve Ozanlar" ile "Sessizliğin Sesi" Gruplarına Ait Özgün Bir Kanaldır.