ÖMER SAĞLAM *Bush Ecevit'in Karşısında Neden Eğildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarın sürekli başkalarından emir aldığını söyleyen CHP lideri Kılıçdaroğlu'na, iki gün önce yapılan genişletilmiş il başkanları toplantısında şöyle yüklendi:

"O, sizin cibilliyetinizde var, sizin geçmişinizde olanların ABD’deki liderler karşısında nasıl el pençe divan durduğunu biz çok iyi biliriz. Biz bugüne kadar hiç kimseden emir almadık, masada oturduk ve konuştuk. Hiçbir zaman da ecdadımızdan nasıl öğrendiysek, bundan sonra da yolumuza öyle devam ederiz. Bunun önemli adımlarından birisi de S-400’dür, Doğu Akdeniz’dir, Kuzey Suriye’dir. Emir alıyor muyuz? Almıyoruz. Ama sen alırsın, senin cibilliyetinde o var. Senin o güvendiğin teröristler, seni kurtaramayacaktır. Onlarla el ele, kol kola Ankara’dan, İstanbul’a yürümen seni kurtarmayacaktır. Onları şimdi inlerinde vuruyoruz, vurmaya devam edeceğiz. Ama sen onlarla beraber yürüyorsun. Senin adamların
onların tabutlarını taşıyadursun, bir şerefli ecdadımızın şerefli insanlarının tabutuna omuz veririz, başka kimsenin değil. Senin dünyada ne itibarın var? Sosyalist Enternasyonal filan var ya, oralara bunları çağırıyorlar, orada bunlar itibar gördük zannediyorlar. Bizim derdimiz o değil. Çünkü bu benim BM Genel Kurulu’ndaki konuşmaları saptıracak kadar buralarda da her türlü yalana başvuruyor. Bak izle, bu sene de orada nasıl bir konuşma yapacağım onu da bir izle.."(1)

Cumhurbaşkanının, Merhum Ecevit'in 27 Eylül-22 Ekim 1999 tarihlerinde yapmış olduğu bir ABD ziyareti sırasında Clinton'la ayak üstü yaptıkları bir konuşma sırasında Clinton'un belki de anlık bir refleksle yanında duran kanepenin kenarına oturduğuna ilişkin görüntüyü kastettiği anlaşılıyor.

Kardeşim adamlar bir kere rahat, bizimkiler gibi fazla protokoler değiller.

Bizim gibi 5000 yıllık millet geçmişleri 3000 yıllık devlet geçmişleri yok.

Bu sebeple oluşan bir devlet gelenekleri de bulunmuyor.

Kültürleri ve edep anlayışları farklı, bu tür hareketleri bir saygısızlık olarak algılamıyorlar.

Clinton'un bu hareketi özellikle yaptığını hiç sanmıyorum ben.

Anlık bir hareket diye düşünüyorum.

Belki de o sırada çok yorgundu Clinton.

Olamaz mı?

Bakın son günlerde Almanya başbakanı Angela Merkel de yapıyor aynısını

Konuklarını oturarak karşılıyor.

Çünkü sağlık problemi yaşıyor Merkel.

Ecevit'in 16 Ocak 2002'de gerçekleştirmiş olduğu ABD seyahatinde Bush da Ecevit'in karşısında adeta rükûa varacak kadar eğilmişti nitekim(2).

Şimdi bu hareketi nasıl yorumlamak gerekiyor?

Yoksa "Dost başa düşman ayağa bakar" atasözünden hareketle, "John Walker Bush, Ecevit'in ayaklarına bakarak Türkiye'ye olan düşmanlığını mı belirtti" mi diyeceğiz?

Bugün yandaşlıkta zirve yapmış Sabah'ın o zamanki genel yayın yönetmeni Zafer Mutlu, Ecevit-Bush görüşmesini anlatmış olduğu "Yorgun ama etkileyici" başlıklı yazısında şu değerlendirmelerde bulunmuştur:

"Ecevit'in o küçük adımlarla Beyaz Saray'a gelişi ABD'li yetkilileri şok etti ama masaya oturunca hava değişti. Amerikalı bir yetkili 'Başbakanınızın konulara hakimiyeti ve olağanüstü İngilizcesi bizi çok etkiledi' dedi. Başbakan Bülent Ecevit'in Beyaz Saray'a ilk gelişi Başkan Yardımcısı Dick Cheney'le yapılacak görüşme için oldu. Ecevit'in küçük küçük adımlarla, artık bizim kamuoyunun alıştığı yürüyüş şekli, Amerikalı yetkililer için tam bir şok etkisi yaratırken, görüşme başladıktan sonra Ecevit'in yüksek performansı havayı hızla değiştirdi. Bu bilgiler bize geziyi 'başarılı' göstermeye çalışan Türk diplomatlar tarafından değil, oldukça önemli bir ABD'li yetkili tarafından aktarıldı. Amerikalı yetkili Başbakan Ecevit'i 'Yaşlı, yorgun, fakat etkileyici' olarak tarif ettikten sonra şöyle değerlendirdi: 'Doğrusu müzakerenin sağlığı açısından önce tereddüde düştük. Ancak Başbakanınızın konulara hakimiyeti, her türlü detay hakkındaki bilgisi ve çok az yabancı devlet adamında gördüğümüz olağanüstü etkili İngilizcesi bizi çok etkiledi.'"(3)

Unutmayın, Ecevit'le yapmış olduğu görüşme sırasında poposunu kanepeye iliştirdiği için bu hareketini Ecevit'e ve CHP'ye yüklenme vesilesi yaptığınız aynı Clinton, ağabeylerinizden Merhum Özal'a ısrarla randevu vermemiş ve Özal, sırf Clinton'la görüşebilmek için ABD'de tam iki hafta beklemişti!

Uzun yıllar ABD'de gazetecilik yapmakla, bu ülkeye gelip giden Türk politikacılarının görüşmelerini ve kendilerine gösterilen itibarı yakından gözlemleme şansı bulan Gazeteci Yılmaz Polat Turgut Özal'ın maruz kaldığı bu kötü muameleyi şöyle aktarmıştır "Türk Siyasetçisinin ABD itibarı" başlıklı yazısında: "Sağlık kontrolü için Şubat 1993'te Houston'a giden Cumhurbaşkanı Özal, Clinton randevu vermeyince ABD içinde 2 hafta tur atıp sonunda Beyaz Saray'dan yarım saatlik randevu koparmayı başardı."

Yılmaz Polat aynı yazısında Erdoğan'la ilgili olarak da şu ifadeleri kullanmış:

Başbakan Erdoğan, Başkan Bush'un Beyaz Saray'ın kapılarını kapattığı 2005 yılında kızının mezuniyetini bahane ederek Washington’a geçip Bush’la görüşmek istedi. Taktik işe yaramadı. Amerikalılar Erdoğan’ın kızının mezun olacak kadar kredisi olmadığını biliyordu. Uzun süre randevu vermedi. Erdoğan vazgeçmedi sonunda Bush randevu vermek zorunda kaldı. Hudson olayının kahramanı Zeyno Baran'ın eşi Büyükelçi Matt Bryza Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'le Washington Willard Otel'de yaptığı resmi görüşmeye şort ve spor ayakkabısıyla katılıp diplomatik görüşmeye ilk kez şortu soktu. En vahim olanı ise Başbakan Erdoğan'ın Danışmanı Cüneyt Zapsu'nun 2006 yılında Washington'da American Enterprise Institute adlı düşünce kuruluşunda sarf ettiği şu sözler. "Başbakan Erdoğan'ı delikten aşağı süpürmeyin, kullanın"(4)

Ecevit'in karşısında neredeyse Tanrı'nın karşısında rükûa varırcasına eğilen J.W.Bush, 2003 yılındaki tezkere krizi sürecinde "Bizim Texas'taki at tüccarları gibi pazarlık yapıyorsunuz" diyerek dalga geçmişti dönemin başbakanı Abdullah Gül'ün ABD'ye gönderdiği heyetle.

Elbette Bush'un dalga geçtiği, hükümet ve Türkiye idi!

Uzun yıllar Washington'da gazetecilik yapan ve olayların yakından tanığı olan Savaş Süzal, şöyle aktarıyor hadiseyi: "Bizim gazeteden, genç arkadaşım Ahmet Takan, yıllar önce çok güzel yazmış. Ben de o günleri, Washington’da yaşayan bir gazeteci olarak aktarayım. Dışişleri Bakanı Yaşar Yakış, Ali Babacan, Washington’a gelerek, Beyaz Saray’da, Kuzey Irak’tan Amerikan askerlerinin geçişi için, 100 milyar dolar istemiş, ancak, 20 milyar dolara da razı olacakları sinyali vermişlerdi. ABD Başkanı Bush, onlara bu at pazarlığı lafı ile cevap vermiş, yıllar sonra meblağ, bir milyar dolara indirilmiş, ancak onu da bizimkiler alamamıştı. Bu olay sonrası ABD, Abdullah Gül’den hazzetmemeye başlamıştı. Anlayacağınız AKP’liler, at pazarlığını iyi bilir. Koalisyonu, varın siz tahmin edin şimdi."(5)

Trump ise geçenlerde Osaka'da yapılan heyetler arası görüşmede bizim heyette bulunan bakan ve bürokratları Hollywood figüranlarına benzeterek dalgasını geçmişti!

Sayın Cumhurbaşkanı diyor ki Kılıçdaroğlu'nu kasıtla "Bu benim BM Genel Kurulu’ndaki konuşmaları saptıracak kadar buralarda da her türlü yalana başvuruyor. Bak izle, bu sene de orada nasıl bir konuşma yapacağım onu da bir izle.."

Evet, BM'de konuşabilirsiniz.

Yapmadığınız şey değil bu; geçmişte de konuşmuştunuz birçok kereler.

Bunları zaten biliyoruz.

Hatta o kürsüde "Dünya beşten büyüktür" bile demiştiniz de biz de alkışlamıştık sizi.

Çünkü BM Genel Kurulu düşüncelerin özgürce dile getirildiği bir ortam; orada demokrasi var.

Diktatörlerden tutun da, en kıytırık ülkenin liderleri bile konuşabiliyor orada.

Düşünsenize; ABD'nin ve İsrail'in can düşmanı İran'ın liderleri bile o kürsüde ABD'ye saldırı ve hakaret niteliğinde laflar edebiliyorlar o kürsüde!

Geçen sene Venezuela Devlet Başkanı Maduro bile konuştu BM Genel Kurulu'nda.



Çünkü o kürsü dokunulmazdır!

Peki bu konuşmalarınızın etkinliği ve geri dönüşü var mı?

Dünya siyasetine yansıma oranı nedir, hiç düşündünüz mü?

Önemli olan da bu değil mi zaten?

Unutmayın, Kıbrıs Barış Harekatı'nı yaparken Rahmetli Ecevit de kimseden izin almamıştı.

Haşhaş ekimini serbest bırakırken de öyle.

Osaka görüşmeleri sırasında Trump bizzat açıkladı; "Erdoğan sert adam, ancak biz kendisiyle iyi anlaşıyoruz. Bir telefon ettim, Pastörü (Rahip Brunson) bıraktı. Bir telefon ettim DAEŞ'le mücadelede müttefikimiz olan Kürtlere yönelik askeri harekatı durdurdu.." dedi.

Şimdi ABD tarafı ısrarla diyor ki; "S-400'leri aktif hale getirmeyin!"

Siz de diyorsunuz ki; "S-400'ler Nisan-2020'de aktif hale gelecek!"

E Kılıçdaroğlu da herkes gibi bunları görüyor ve duyuyor.

Bunları besbelli "Emir alma" şeklinde yorumluyor kendisi.

Madem Nisan 2020'de ancak aktif hale gelecek, şu halde bugünden satın almaya ve bugünden onca milyar dolarları ödemeye ne gerek vardı?

Eğer emir değilse buyurun o zaman bütün bu olayların sebebini siz açıklayın!

Millet sizden makul ve mantıklı açıklamalar bekliyor.

Öte yandan "Bağımsız mahkemeler karar verdi" açıklamaları, pek makul gelmiyor artık millete.

Hele de bu zamanda...



Ömer Sağlam 28.07.2019

1-https://www.dha.com.tr/politika/cumhurbaskani-erdogandan-faiz-mesaji-bu-bile-yeterli-degil/haber-1690276,
2-http://arsiv.sabah.com.tr/2002/01/17/p02.html,
3-http://arsiv.sabah.com.tr/arsiv/2002/01/17/p01.html,
4-http://www.guncelmeydan.com/pano/turk-siyasetcinin-abd-itibari-yilmaz-polat-t34423.html,
5-https://www.yenicaggazetesi.com.tr/at-pazarligi-34990yy.htm
  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

Google'da Webler Arası ve Site İçi Arama

*TATİL ve DİNLENME
Marmara Adası
DAVRAN MOTEL

*HASTANE RANDEVU SİSTEMİ
182 Merkezi Hekim Randevu Sistemi ile RANDEVU ALMA

FotoğrafımGrup Kimliğini Görüntülemek İçin Tıklayın




HABERCİDEN, "Yazarlar ve Ozanlar" ile "Sessizliğin Sesi" Gruplarına Ait Özgün Bir Kanaldır.