Bugün, yani 3 Temmuz 2019 günü yazdığım bu yazıyı yayınlatmayıp bekleteceğim. "Türkiye'min tüm imkânlarını babasının malı gibi kullanan tek kişilik AKalPe Hükûmeti"nin, kendisine ve yandaşlarına daima bol kepçe zam yaptıkları, "gören duyan ama başını kuma gömen" üç maymunlarınsa buna karşı sustukları malumunuzdur. O üç maymun tayfası yani ülkenin gerçek sahibi olan bizler, şunu bir türlü öğrenemedik. "Bana dokunmayan yılan bin yaşasın felsefesi yılanı azdırmaktan başka işe yaramıyor. Yılan, en kolay lokma olan önündekini yalayıp yuttuktan sonra arkadakileri yemenin hesabına başlar.". İşte bu yazım, o bol kepçeci yılanların Türkiye'min işçi sınıfına layık gördükleri zam oranını ilan ettikleri ilk gün yayınlanacaktır. Gerçi bu oranın, "Reis Beyefendi Hazretleri"nin, kendisine bağlı "Yüksek İstişare Kurulu" üyelerine daha işe başlamadan verdiği 5-6 bin liralık minnacık (!) zamla ilgisi olmayacağına, tam tersi işçi emeklilerine yapılmasını emir buyurduğu devasa (!) % 5'in yanında olacağına eminim ama... İşte o ama sözünün devamı aşağıda...
EKONOMİ KONUSU
Önce bir duyurum var. Onunla başlıyorum:
"Bugüne dek tesadüfler dışında öngörüsü tutan hiçbir ekonomist görmedim.
Gören, duyan vardı da habersiz olan bensem lütfen bildirin.
Tekrarlıyorum, tesadüfler dışında...".
Bu nedenle ekonomi konusunu, ekonomistlere bırakılmayacak denli önemli
bulurum. Gördüğüm en iyi ekonomistlerse ev hanımlarıdır. Onlar, çarkın nasıl işlemesi gerektiğini evliliklerinin cicim ayları biter bitmez öğrenirler. Uygulamaları çok basittir. "Çantanda ne varsa varlığın odur." O varlığı, ihtiyaç duyulacak dönemleri düşünerek kullanırlar. Bir kenarda mutlaka ihtiyaten ayırdıkları bir şeyler vardır. Borçlanmaları gerekirse önce bu borcu ödeyip ödeyemeyeceklerine, yani bir sonraki dönemlerin garantili gelirlerine bakarlar.
Ülkemizi yönetenler, çalıp çırpılmış servetleri değil de alın teriyle elde edilmiş kazançları yöneten ev hanımlarını izleselerdi, Türkiye'miz bugünkü durumlara düşmezdi.
HADİ GELİN BİRAZ ARİTMETİK ALIŞTIRMASI YAPALIM
Eskiden "Diplomam var demeye utanırdık ama Bay Recep yüzünden bu tür değerler değişti. Artık söylemek gerekiyor.". Madem öyle bir kez daha göğsümü gere gere söylüyorum. Geçen yazımda da belirttiğim gibi, diplomalı bir "tutumcu, Arapçasıyla iktisatçı, Fransızcasıyla ekonomist olan" ben de biliyorum ki, kısaca GSYİH denen “Gayrisafi Yurt İçi Millî Hasıla”; bir ülkede, bir yıllık zaman içinde üretilerek, alınıp satılabilecek duruma getirilmiş tüm mal ve hizmetlerin, geçerli piyasa değerleri üzerinden hesaplanan toplam ederidir.
Yine biliyorum ki, kısaca GSMH denen “Gayrisafi Millî Hasıla“ da bir ülke vatandaşlarının bir yıl içinde ürettiği tüm mal ve hizmetlerin geçerli piyasa değerleri üzerinden hesaplanan toplam ederidir.
Sakın bu sözcükler ve yapılan bu tanımlamalar sizi korkutmasın. Kalemi elinize alıp kâğıt üstünde aritmetik işlem yapmaya başladığınızda her şeyin ne denli kolay olduğunu göreceksiniz. Gördüğünüz zaman da "Ekonomiyi neden ekonomistlere bırakmışım ki?" diye kendinize sormalısınız.
MİLLÎ GELİR DE NEYİN NESİ
Belki hatırlarsınız, ülkemizde; Bay Recep’in talimatıyla bir gecede binlerce dolar artan “Kişi Başı Millî Gelir” bir ülkenin “GSMH”sının ülke nüfusuna bölünmesiyle hesaplanır. “Kişi başına düşen GSYİH”nın hesabı da aynı şekilde GSYİH’nin ülke nüfusuna bölünmesi suretiyle bulunur.
2018 verilerini açıklayan Türkiye İstatistik Kurumu’na göre kişi başına düşen ortalama gelir 45.463 TL karşılığı 9.632 ABD doları olmuş.
Kişi başı millî gelirin bir gecede artırılması ve bir ara 12.000 ABD dolarının da üstüne çıkarılması olayında olduğu gibi, TÜİK’in ilan ettiği bu rakamlar insana inandırıcı gelmiyor. Eğer, özgür bir ülkenin vatandaşı olarak düşünme, şüphelenme, inanıp inanmama hakkım varsa ve bunları özgürce ifade edebileceksem bu rakamlardan şüphe duyduğumu da söylemem gerek. Hem de 2007 yılının gerisine düştüğünün yine TÜİK tarafından duyurulmuş olmasına rağmen…
Piyasalardaki gerçekler, bugün itibariyle bu durumun çok daha vahim olduğunu gösteriyor. Bir an için, kişisel millî gelir hesaplarının doğru yapıldığını ve geçen yıl için ilan edilen 45.463 liralık kişi başı gelirin sabit kaldığını hayal etsek bile kişi başı millî gelir şu saniye itibariyle 7.901 ABD doları seviyesine inmiş olur. Bu da 2006 yılı rakamlarının altındadır. Günümüz rakamları doğru olarak ilan edildiğinde, bu rakamın daha da aşağı indiğini göreceğimiz kesindir.
GERÇEK HAYAT İNDEKSLERİNE GÖRE TÜRKİYE’DE KİŞİ BAŞI CİDDİ GELİR HESABI
Ey Plancılar, Ey Programcılar, Ey İstatistikçiler, Ey Siyasetçiler, Ey Meydanlarda “Ben Ekonomistim!” Diye Bar Bar Bağıran Diplomasızlar, Ey Muavinler!..
Gerçek hayat indekslerine bakarak kişi başı ciddi geliri şöyle hesaplayabilirsiniz. Bunlar çok ciddi meselelerdir, lütfen büyük dikkatle izleyin.
- Birinci Hesap Şekli
Gerçek ve Net Ülke Geliri – Parazitlerin Yalayıp Yuttukları = Netten Öte Ciddi Gelir
Netten Öte Ciddi Gelir / [Türkiye Nüfusu – Parazit Sayısı] = Kişi Başı Ciddi Gelir
- İkinci Hesap Şekli
[En düşük emekli maaşı + Asgari ücret] / 2 = Kişi Başı Ciddi Gelir
Bu saçmalıklar, inanın ki sizin hesaplarınızın yanında çok daha inandırıcıdır.
Buna rağmen bir ricam var:
Bu formülleri başkalarına vermeyin.
Ekonomi tarihine geçmek istiyorsanız ona karışmam tabii!..
SONUÇ
Gülersiniz değil mi?
“Enflasyonun ucunun görünmediği bir ülkede işçi, memur ve emekliye zırnık zam yapıldığında; şu anda piyasalarda bulunmasa da en küçük para birimimiz olan tek parça madenî 1 kuruşun dörtte biri çalındığında, işsizlik rakamlarının normal ölçülerde olduğu açıklandığında, sularımız tahrip edildiğinde, ormanlarımız büyük bir kinle kesilip yakıldığında, 18 ada ve 1 kayalık grubumuz Yunanistan’a sinsice peşkeş çekildiğinde, koskoca bir tarihin Latin alfabesini kabul etmemiz yüzünden mezar taşlarından okunamaz hâle getirildiği iddialarıyla beyinlerimiz yıkandığında, 6 yaşındaki çocuklarla cinsel ilişkide bulunabilineceğine dair fetva verildiğinde, iktidarca ülkenin kaynaklarından büyük bir kısmın hibe edildiği uyduruk tarikat vakıflarında çocukların ırzına geçildiğinde, 11 askerimizin başına ABD'nin itleri tarafından çuval geçirildiğinde, ülke kaynakları YYKY'lere aktarıldığında, insanlarımız bir kişi istedi diye yıllarca hapislerde çürümeye bırakıldığında, özgürlükler yine aynı kişinin keyfine göre sınırlandırıldığında, dünyanın en nezih protesto gösterisi olan Gezi Parkı olayı kana bulandığında, sahte ihtilal denemeleri yapıldığında, o denemeler sırasında ülkeyi yönetecek kişi başka ülkelere kaçıp oradan konuşup kışkırtarak yüzlerce kişinin kanına girdiğinde, Reis Bey'imizin dünyaya kafa tuttuğu masalı anlatıldığında” da gülüp, kahkaha atabilseydiniz bugün hepimiz, gerçekten de gülecektik.
Efendiler!
İş işten geçmekte!
Bu formülleri başkalarına vermeyin.
Ekonomi tarihine geçmek istiyorsanız ona karışmam tabii!..
SONUÇ
Gülersiniz değil mi?
“Enflasyonun ucunun görünmediği bir ülkede işçi, memur ve emekliye zırnık zam yapıldığında; şu anda piyasalarda bulunmasa da en küçük para birimimiz olan tek parça madenî 1 kuruşun dörtte biri çalındığında, işsizlik rakamlarının normal ölçülerde olduğu açıklandığında, sularımız tahrip edildiğinde, ormanlarımız büyük bir kinle kesilip yakıldığında, 18 ada ve 1 kayalık grubumuz Yunanistan’a sinsice peşkeş çekildiğinde, koskoca bir tarihin Latin alfabesini kabul etmemiz yüzünden mezar taşlarından okunamaz hâle getirildiği iddialarıyla beyinlerimiz yıkandığında, 6 yaşındaki çocuklarla cinsel ilişkide bulunabilineceğine dair fetva verildiğinde, iktidarca ülkenin kaynaklarından büyük bir kısmın hibe edildiği uyduruk tarikat vakıflarında çocukların ırzına geçildiğinde, 11 askerimizin başına ABD'nin itleri tarafından çuval geçirildiğinde, ülke kaynakları YYKY'lere aktarıldığında, insanlarımız bir kişi istedi diye yıllarca hapislerde çürümeye bırakıldığında, özgürlükler yine aynı kişinin keyfine göre sınırlandırıldığında, dünyanın en nezih protesto gösterisi olan Gezi Parkı olayı kana bulandığında, sahte ihtilal denemeleri yapıldığında, o denemeler sırasında ülkeyi yönetecek kişi başka ülkelere kaçıp oradan konuşup kışkırtarak yüzlerce kişinin kanına girdiğinde, Reis Bey'imizin dünyaya kafa tuttuğu masalı anlatıldığında” da gülüp, kahkaha atabilseydiniz bugün hepimiz, gerçekten de gülecektik.
Efendiler!
İş işten geçmekte!
Hem de öyle hızla geçip gitmekte ki, uykunuzu bozmak istemem ama Türkiye’mizi yarın, haritada bıraktığımız yerde bulamayabiliriz! Hatırlatması benden, uykuya devam edip etmeme kararı da sizden! Uyandığınızda inşallah, bir başka ülkeye vatandaş olduğunuzu görmezsiniz.