Bu gruba ait tüm sitelerde yayınlanan makaleler, hiçbir dönemde sansür edilmemiştir. Ayrıca Nisan 2012′den
beri de redakte edilmemekte; doğrusu ve yanlışıyla eser sahibinin gönderdiği özgün hâlde yayınlanmaktadır.
Bir önceki yazı: "Öğretmenlerim"...
Bu bölüme okuldaki tüm öğrencilerin lise son sınıfta yaşadıkları özel bir deneyimi anlatarak başlamak istiyorum, "Practice House" (Uygulama Evi) deneyimimizi..
Okul kapısından içeri girildiğinde, hemen sağda, bir patikanın nihayetinde küçük bir "kulübe" göze çarpar. Asıl adı Kinney Cottege olan bu binanın benim ÜAKL anılarımda özel bir yeri vardır, sanırım pek çok okul mezunu için - özellikle de gündüzlü öğrenciler için - bu böyledir.
Lise son sınıfa gelindiğinde öğrenciler bir haftalarını, 4 er kişilik gruplar halinde, bu evde geçirirlerdi. Sene başından gruplara göre takvim belirlenir, bizim için programlanan
haftanın Pazar akşamında, hafta boyunca ihtiyaç duyacağımız eşyalarımızı koyduğumuz küçük valizlerimizle, bu eve gelir, ertesi pazar günü öğleden sonra evlerimize dönerdik.
haftanın Pazar akşamında, hafta boyunca ihtiyaç duyacağımız eşyalarımızı koyduğumuz küçük valizlerimizle, bu eve gelir, ertesi pazar günü öğleden sonra evlerimize dönerdik.
Önce hatırladığım kadarıyla size bu evi tarif etmeye çalışayım. Dışarıdan iki katlıymış gibi görünen ancak ikinci katı kısmen çatı eğimi altında yer alan bu evin alt katında salon, mutfak ve WC bulunuyordu. Üst katta ise yatak odaları ile banyo vardı. Evde bir ailenin yaşaması için gerekli olan her türlü eşya mevcuttu.
Biz bir hafta boyunca bu evde , ev ekonomisi hocamız Mrs. Lovejoy'un gözetiminde, yemeklerimizi kendimiz pişirir, ortalığı toplar, hafta sonunda da ailelerimizi çaya davet eder, hazırladığımız yiyeceklerle onları ağırlardık. Sanırım böylece artık büyüdüğümüzü, kendi kendimize yetebileceğimizi hem kendimize hem de çevremizdekilere kanıtlamış oluyorduk.
Birlikte kalacağımız arkadaşlarımızı kendimiz belirliyorduk. Kendi tercih ettiğimiz arkadaşlarımızla evde kalmamız haftanın daha güzel ve sorunsuz yaşanmasını sağlıyordu kuşkusuz. Benim grubumdaki arkadaşlarım, Perihan Müftüoğlu, Nurca Bekdemir ve İnci Enöktemdi. Her üç arkadaşım da benim çok sevdiğim ve iyi anlaştığım kişilerdi. Ancak mezun olduktan sonra birbirimizden ayrıldık, her birimiz farklı istikametlere yöneldik. Benim Ankara'ya, ODTÜ' ye gitmem de bu mesafeyi daha da arttırdı. Birbirimizden pek haber alamaz olduk. Yıllar sonra sevgili arkadaşım Nurcan'ın 2002 yılında vefat ettiğini okul gazetesinden öğrendim ve çok üzüldüm. Değerli arkadaşımı buradan sevgi ve rahmetle anıyorum.
O güne kadar aile ortamı dışında tek bir gece geçirmemiş bir kişi olarak arkadaşlarımla bu evde geçirdiğim bir hafta bana çok keyifli gelmişti. Bir teneffüs ve öğle tatili süresiyle kısıtlı olan dostluğumuzun daha pekiştiğini, birbirimizi daha iyi tanıma imkanı bulduğumuzu hatırlıyorum.
Okulda gelenek haline gelmiş bir diğer etkinlik te bir bahar şenliği olan "Mayıs Günü"ydü. (May Day ). Öğrencilerin genelde velileriyle katıldığı bu şenlikte bir de Mayıs Kraliçesi (May Queen) seçilirdi. Şenlikten bir süre önce her sınıftan bir kişi arkadaşlarının verdiği oylarla sınıfının Mayıs Kızı (May Girl) olurdu. Mayıs Kızı seçilen öğrenciler bu şenlikte tuvaletler giyerler, bir direkten (May Pole) uzanan kurdeleleri tutarak direğin etrafında müzik eşliğinde dönerler ve müzik bittiğinde şenlik alanının her tarafından görülebilen kademeli bir platforma otururlardı. Bunların arasından birisi - bu genelde lise 3. sınıfların Mayıs Kızı seçtiği öğrencilerden biri olurdu - okul idaresi tarafından Mayıs Kraliçesi seçilir, başına da çiçeklerden örülmüş bir taç takılırdı.
Bunlardan başka okulda sık sık konserler, folklor gösterileri yapılır, oyunlar sahnelenirdi. Çeşitli kulüplerin düzenlediği etkinlikler ile okul çayları, piknikler ve okul gezileri de okuldaki sosyal yaşamın vazgeçilmez parçalarıydı.
Anı dizisi, gelecek yazı olan, "Kısa Kısa" ile devam edecek.
Semiramis Kanbak