GÜNAY TULUN *Ölmeden Mezara Girmek Budur


CANIMIZA KASTETTİLER
Rezalete bakın!
Türkiye, "Deli Dana" adıyla bilinen ölümcül hastalığa yakalanmış hayvanları ithal etmiş!
Bunu, olayın baş müsebbibi olan “A Kal Pe Hükûmeti”nden değil de o etleri bize satan “Polonya Devleti”nin yöneticilerinden duyuyoruz. Adamlar “Size sattığımız hastalıklı etler için burada soruşturma başlattık, siz de orada aynı işi yapıp sorumlularını tespit edin!” diye Türkiye’yi yönetenleri uyarıyorlar. 
Acı, gerçekten acı, çok  çok acı. 

Bu makaleyi 19 gün önce yayınlayacaktım ama sabredip yetkililerin, uzmanların, özellikle de bakanların ne diyeceklerini görmek ve sizlere de ulaştırabilmek için bekledim. Buna da değdi. Adamlar, trajedi tiyatrosundan (!) yeni mezun olmuş çaylak komedyen gibiler.  

Biliyorum, bu iktidarları kendi ellerimizle seçip başımıza getiriyoruz ama onların yaptıklarının ve yapmadıklarının zararını halk olarak bizler çekiyoruz. Allah; çoluk çocuğumuzu hem bu tür hastalıklardan hem de görevini yapmayan, halkının
sağlığını hiçe sayan yönetimlerden korusun.  Amin!

DELİ DANA NEYİN NESİ
Bu öylesine pis bir hastalık ki, en açık ve net tarifi “ölmeden mezara girmek”…
Şu ana dek tedavisi bulunamamış.
Hayvanlarda ölümcül "Bovine Spongiform Ensefaliti yani BSE" hastalığını yapıyor. Hastalıklı hayvanlardan İnsanlara bulaştığında da ölümcüllüğünü aynı şiddette sürdüren ve en tanınmış kısaltması “JCH" olan "Jakop-Creutzfeldt”i yapıyor.  Başka isimler verenler de var ama en yaygın ve tanınmış adları bunlar. 

Genelde alzaymır ve demans denen bunamayla karıştırılabiliyor. İlk belirtileri hastalıklı dokular yendikten 2 ay sonrayla 8 yıl arasında veriyor. 2 haftada belirlenenlere de 9 yıl sonra ortaya çıkanlara da rastlanmış. Sanmayın ki bu hastalık yalnız sığır türlerinde oluşuyor. Koyun, keçi, geyik, kedide de oluyor. Özetlersem, memelilerde görülüyor. Sığırlardaki ilk kez İngiltere’de, koyunlardaki de ilk kez Çin’de saptanmış. 
Olay İngiltere'de patlak verdiğinde hastalıklı etlerin Mısır'a da satıldığı ama orada hiç hastalığa rastlanmadığı yolunda tek bir haber çıkmıştı. O haber bunu, Mısırlıların et yeme alışkanlığına bağlıyordu. Haberin yalancıyım, Mısırlılar eti kızgın tavada ve uzun süre kızartarak yerlermiş.   

Hastalıkla ilgili bilgileri, etkilerini ve zaten bugünün tıbbına göre çok zor olan tanı kısmını özellikle yazmayacağım. Oturun, araştırın ve ne tür bir belayla karşı karşıya olduğumuzu anlayın. 

Yalnız çok kısa da olsa bir uyarı yapmam şart. BSE enfekte et, kemik ve bunların un vs türevlerinin yemlere katılmasıyla ortaya çıkıyor. Ucuz üretim düşüncesi sonucu hayvanların yamyamlaştırılmasıyla ilgisi var. Sanayicilerin, özellikle de yem sanayicileriyle hayvancıların bu işte suçu çok… Kazanma hırsı böylesine bir şey işte… 

MASALLAR ve MASALCILAR
İşte bu onulmaz hastalığa yakalanmış hayvanların etlerini  uyduruk denetimlerle Türkiye'ye ithal etmişler. Sanki karkas denen kemikli et yerine en sağlıklı yol olan canlı hayvan ithalatı yapsalar olmazmış gibi... 
Çoluk, çocuk yedi bu etleri. Utanmadan bir de insanı kandırıyorlar. Kandırırken biri başka diğeri başka masal anlatıyor.
- Halk bu etleri değil yerli etleri yemişmiş. (Duyan da Türkiye’ye ithal et girmiyor sanacak.)
- Efendim Türkiye’de böyle bir hastalık yokmuş. Etler şöyle denetleniyormuş da böyle denetleniyormuş. (Belli, onun için şu anda herkes telaşta…)
- Hastalıklı etler Türkiye’ye 2011-2012 yılları arasında girmiş. (Girmiştir ya! Ne de olsa kendi başına; salına salına, geze geze, yürüye yürüye (!) geliyor.)
-  Eğer hastalık olsaymış 2-2,5 yıl arasında ortaya çıkarmış. (Peki o zaman 9 yıla kadar uzanan vakalara ne diyeceksiniz?)
-Türkiye’de rastlansaymış bizim yetkililer bilirmiş. “Kim bilir tanısı konamayan kaç vaka var ama ben size tanısı konanlardan çifte örnekli bir site vereyim de lütfen ona göre konuşun: 
sporadik JAKOB CREUTZFELDT hastalığı (sJCH)
- Tarım Bakanlığı yetkilisi, deli dana salgınını doğrularken; "Olayın Türkiye ile ilgisi yok, olay tamamen ihracatçı ülkenin kendi iç sorunu!” diyor.
- Tarım Bakanlığı uzmanlarıysa aldıkları örnekleri ihracatçı ülkede tahlil ettirdiklerini söylüyor ve tahlil edilen etleri yine o ülkede bırakıp dönüyorlar. “Sağlıklı etlerin hastalıklı etlerle değiştirilip değiştirilmediğini bilemeyiz!” diyorlar.
- Tahlil sonuçlarına bakan aynı uzmanlar kendilerini şöyle savunuyorlar: Daha sonra gönderilen tahlil raporları Polonya dilinde olduğu için biz bir şey anlamadık. “Tehlike çok büyük olmasa güleceğim ama…”.

Hadi gelin, son olarak; et konusundaki sıkı denetimimizden iki örneği, A Kal Pe bakanlarının ağzından dinleyelim.
- Fakıbaba: İthal et sağlıklı ama arada kaçan olabilir. 
- Canikli: Komutanlığa alınan 4.050 kilogram konservede at eti çıktı.

REZİLLİKLERİN ARDI ARKASI KESİLMİYOR 
Sanmayın ki bitti, bitmedi! 
Sıradaki olay, Bosna'daki Mujanovici firmasından alınan ve dünyanın en tehlikeli hastalıklarından biri olan E. Coli O157'yi taşıyan karkas etler... Bu etlerden alınan örnekler 24.8.2017 günü tetkik için laboratuvarlara gönderilir. Laboratuvarlar, 29.8.2018 günü düzenlenen raporla hastalığı duyururlar. Duyururlar da o hastalıklı etler, tahlil sonuçları beklenmeden piyasaya sürülmüş, biz garibanlar da onları yalayıp yutmuş, piyasada izi kalmayacak şekilde tüketmişiz. Çünkü ithal edilen o etler, Türkiye'nin karkas sığır eti tüketiminin ancak 15 günlük karşılığıdır. Bu arada kim ölmüş, kim kalmışın bilgisi hiçbir sağlık kurumunca duyurulmaz. Tahlil sonuçlarının belirlendiği tarihten tam 130 evet, evet tam 130 gün sonra Mustafa Sami Cüceloğlu imzasıyla "Et ve Süt Kurumu Genel Müdürlüğü Alım ve Üretim Dairesi Başkanlığı" etlerin insan sağlığına zararlı olduğunu belirten bir yazı göndererek; "Erzincan Et Kombinası'na yollayın, orada imha edilecektir." der. Ancak "Geçmişe yolculuk" bulunursa o etleri geri getirmenin yolu da bulunmuş olur. Bunu da bilirler ama yine de "ben şu işten paçamı sıyırayım da" zihniyeti gündemi zorlar. Bu arada iş yerine bol bol gülücüklü sohbetler yapıp yanlış uygulamalarından dolayı kendisini uyaranları yalancılıkla suçlayan Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, yine büyük iş yapmış edalarıyla konuşmuş, bu etleri, yoksul vatandaşların yemesi için ithal ettiklerini belirterek, şunları söylemiştir.
Vatandaşa yedirdiğim eti ben de yiyorum. Eşim gidip marketten alıyor. Bu arada eşim çok güzel yemek yapar, o bu ete onay verdi. "Tahminim o ki, Bay Fakıbaba bu konuşmayı alelacele yaptığı için sonradan çok pişman olmuştur.". 

YYKY TAKIMI YİNE ŞAŞTI 
Bazı YYKY kaynaklı zibidiler, doğruları yazanlar için “Halkı kışkırtıyor. Tiz boynu urula” diyorlar. Ne de olsa Osmanlıcılar ya!.. Her olaydan sonra bir o yana bir öte yana dönmekten başları dönen bu şaşkınlar takımı, aynı şeyi bu yazıdan sonra da söyleyebilir. Yalnız bu iş, hiç de onların, yağ bidonunda yağlanıp agalarından emir bekledikleri diğer işlere benzemez. Kendileri de aileleri de risk altında... Kafaları çalışırsa işin vahametini de kavrarlar. 
Belki!.. Belki!.. 

Allah, bu rezillikte dahli olanların tümünü...


   



Günay Tulun
  • ALINTI YAPMAK İÇİN

    • Yazarlarımızın makaleleri ve Sayın Günay Tulun'a ait şiirlerin, "Radyo-TV ile diğer basın ve yayın organlarında" yayım ilkesi: Önceden haber verme, eserin aslına sadık kalma, eser sahibiyle alıntının yapıldığı yer adlarını anlaşılır bir açıklıkla belirtmektir. Yayın öncesi bildirim imkânının bulunamadığı aniden gelişen durumlardaysa nezaket gereği, [sessizliginsesi.tr@gmail.com] adresine yayın sonrası bilgi gönderilmesini rica eder; tüm yayınlarınızın başarılı geçmesini dileriz.
  • ESER EKLEMEK İÇİN

    • "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm basılı ya da dijital yayın sayfalarında halkımızın geniş dünya ilgisine uygun olarak her türlü konuya yer verilmiştir. Yayınlanan fotoğrafların büyük bir kısmı "Kadim Okurlarımız" tarafından gönderilmiştir. Fotoğraf ve çizgi resimlerde "İlişkinlik-Telif Hakkı" konusunda tereddüt oluştuğunda bu eserleri yayından çekme hakkımız saklıdır. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"na ait tüm gazete, dergi, site, blog gibi yayın araçlarında yayınlanan makale ve diğer yazı türleriyle fotoğraf, resim, yorum gibi her türlü eserin; üçüncü şahıs, kurum ve kuruluşlara karşı her türlü sorumluluğu, bu eserlerin sahibi olan yazar, gönderici ve ekleyicilerine aittir. "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"nun yayın organlarına kayıt edilen ya da kaydedilmek üzere gönderilen eserlerin, telif hakları konusunda problemsiz olmaları önemli ve gereklidir. Yayın Kurulu, gönderilen eserleri yayınlamaktan vazgeçebileceği gibi, dilediği yayın organlarından birinde ya da hepsinde aynı anda ya da değişik zamanlarda yayınlayabilir, yayınlamak isteyen üçüncü şahıslara, tüzel kişiliklere ve kurumlara onay verebilir ya da onlar tarafından yayınlanmasını engelleyebilir. Yalnız şu unutulmamalıdır ki bu eserler, okura saygı kuralı gereği Türkçe kurallarına uygun olmalıdır. Yazılar yayınlandıktan sonra, yazar ya da ekleyicisi; istifa, uzaklaştırılma, çıkarılma dâhil herhangi bir nedenle yazı göndermesi sonlandırılmış olsa dahi "Sessizliğin Sesi Grubu"yla "Yazarlar ve Ozanlar Grubu Yayın Kurulları"nın oy birliği içeren onay kararı olmadan eserlerinin kayıtlarımızdan ihracını isteyemez, istediği takdirde bunun reddedileceğini en baştan bilmelidir. Gönderici ve yazarlarımızın bu konuya önceden dikkat etmeleri, ileride ihtilaf doğmaması için baştan eser göndermemeleri gerekmektedir. Yayın organlarımıza ekleme yapanlar, bu konudaki sorumluluklarını okumuş ve kabul etmiş sayılacaklardır. Uzun süre yazı göndermeyen ya da yazmayı bırakan köşe yazarlarımızın o güne kadar gönderdikleri tüm yazılar "Konuk Yazarlar" bölümüne aktarılarak yeniden yazı göndermeye başladığı güne kadar köşesi kapatılır. Köşeyi kapama ya da kapatılan köşeyi açıp açmama konusunda karar sahibi, "Sessizliğin Sesi Grubu" ile "Yazarlar ve Ozanlar Grubu"dur. İhtilaf durumunda, İstanbul'un Kadıköy Mahkemeleri yetkilidir.
  • YORUM YAZMAK İÇİN

    Sayın Okurlarımız: Yorumlarınızı; Grubumuza ait "Google, Yahoo, Mynet, Hotmail, TurTc " ve diğer posta adreslerimize göndermek yerine, "Yorum bölümü açık olan sitelerimiz"deki; yorum yazmak istediğiniz yazının alt kısmında yer alan "Yorum", "Yorum Yapın", "Yorum Yaz" veya "Yorum Gönder" tuşlarını kullanarak doğrudan kaydetme olanağınız bulunmaktadır. Yazacağınız yorumlarınızın; gecikmeksizin, anında yayına girmesini dilerseniz bu yolu tercih etmenizi, saygılarımızla öneririz.

Google'da Webler Arası ve Site İçi Arama

*TATİL ve DİNLENME
Marmara Adası
DAVRAN MOTEL

*HASTANE RANDEVU SİSTEMİ
182 Merkezi Hekim Randevu Sistemi ile RANDEVU ALMA

FotoğrafımGrup Kimliğini Görüntülemek İçin Tıklayın




HABERCİDEN, "Yazarlar ve Ozanlar" ile "Sessizliğin Sesi" Gruplarına Ait Özgün Bir Kanaldır.