Bu gruba ait tüm sitelerde yayınlanan makaleler, hiçbir dönemde sansür edilmemiştir. Ayrıca Nisan 2012′den
beri de redakte edilmemekte; doğrusu ve yanlışıyla eser sahibinin gönderdiği özgün hâlde yayınlanmaktadır.
Suzan Collins’in ‘’Açlık Oyunları’’ adlı kitabı geldi aklıma. Kitabı okuyan bilir, Kuzey Amerika’da kıyamet sonrası kurulmuş Panem’de geçiyor hikâye. Halk,12 mıntıkaya ayrılmış ve onları en gelişmiş şehir olan ‘’Capitol’’ yönetiyor. Capitol acımasız… 12 mıntıkada; tarım, balıkçılık, tekstil ve diğer temel geçim kaynaklarına dair üretim yapılıyor. Kitabın kahramanı Katniss Everdeen ise 12. mıntıkadan. Yani madencilerin çalıştığı mıntıka… Tıpkı Soma gibi...
Capitol halkı zenginlik ve ihtişam içinde, toplumun ‘’bal-kaymak’’ tabakasını oluşturuyor. Mıntıkalarda yaşayan insanlar ise hem çalışıyor hem de Capitol'e hizmet ediyor. Ayrıca her yıl ‘’Açlık Oyunları’’na katılıyorlar. O oyundan sadece bir kişi sağ
çıkıyor tabii…
çıkıyor tabii…
Soma’da ki maden kazası bana bu hikâyeyi hatırlattı. Ekmeğini yerin dibinden çıkaran, her gün kömür karası sabaha uyanan, belki de her gününü son günü gibi yaşayan insanlar. Kıymetleri bilinmiyor tabii. Meclisten geçemeyen önergeler de cabası… Bazılarına ‘’eften püften’’ gelse de…
Bizler az çok tahmin ediyoruz tabii. Ne oldu? Nasıl oldu? Neden oldu? Eğer ‘’gerçekler’’ ortaya çıkacaksa- ki hiç sanmıyorum- ne olacak çok merak ediyorum. Aniden savunmaya geçen ve bu denli suçluluk psikolojisiyle hareket eden insan görünce aklıma ister istemez şu soru geliyor: Kaymak tabakanın bu işte de parmağı var mı?
Kitabı bize uyarlarsak eğer, Capitol’ü kimin yönettiğini de kolaylıkla tahmin edebiliriz. İnsanlar çalışıyorlar, vergi ödüyorlar, toplumsal sorumlulukları yerine getirmeye çalışıp askeri ücretle geçinmeye çalışıyorlar; Capitol ise gemiciklerinde geziyor, malikâneler alıyor, paralarını saklayacak yer bulamıyor. Bir de bunları ‘’paralel devlet’’e mal ediyor. Vallahi siz hangi paralel evrende yaşıyorsunuz çok merak ediyorum ben. Bizim ‘’Donnie Darko’’ların kafasına gemicik halatı düştü herhâlde ki, halatı paralel devletin limanından çıkarıp gerçek devlete atmakla yükümlüler. Film gibisiniz.
Peki, ne diyorlar?
‘’Yıl 1894, İngiltere’de 290 kişi ölmüş. 1860 yılında ise 260.’’ Vay canına… Daha yakın tarihleri örnek veriyor sonra da diyor ki: ‘’Japonya’da 1914’te 687 kişi öldü.’’
Pardon?
1800’lü, 1900’lü yılların ve hatta daha iki sene öncesinin teknolojisi, yaşam koşulları birbirini tutmazken sen hangi ölümlerden bahsediyorsun? Pardon ama sen neyin kıyaslamasını yapıyorsun? Ne kafası bu Allah aşkına? Ölü sayısı şu kadar, ölü sayısı bu kadar… Bir de bu işin fıtratında varmış bu. Gerçekten, insanların duymak istediği şey de buydu zaten. ‘’Kazalar bu işin fıtratında var…’’ Bravo…
Kusura bakmayın ama sizin söyledikleriniz de hiç caiz değil o zaman…
Adını tam hatırlamıyorum, aslında çok da umurumda değil ama bir şey çok dikkatimi çekti. Meclis’e sunulan önergeyi reddeden bakan, ellerini yüzüne kapayıp gözyaşlarını tutamamış. Haberlerde gördüm ben de. Bu suçluluk, pişmanlık ifade eden hareketler neden? Öteki de kalkmış diyor ki: ‘’Bundan istifade etmeye çalışacaklardır…’’
Bi’git allasen…. Milletin canından can gitmiş, siz hâlâ ne düşünüyorsunuz… İstifade eden kim acaba?
Ne oldu şimdi? İnsanlar ölüyor insanlar. Çocuğa ‘’terörist’’ dediniz, değil. Buna da ‘’ezber bozan kaza’’ diyorsunuz, ama değil.
Adamın biri çıkmış ısrarla o çocuk 15 değil, 19 yaşındaydı diyor. Şaka mı bu? 19 yaşında diye ölmesi mi gerekirdi? Yok efendim para bağlanacakmış ailelere de yok bilmem ne… Eh, zaten bu ülkede çıkarılan kömürün yarısı sizin seçimler öncesi ailelere oy karşılığı dağıttığınız kömürler değil mi? Suriyeli vatandaşlarla birbirine giren insanlarımızı, yine siz, oy çokluğu olsun diye o şehirden o şehre sürüklemediniz mi? Siz, il binanıza gelen yaşlı ve bakıma muhtaç insanı, ilaç istedi diye yaka paça dışarı atmadınız mı? Valla ben gördüğümü söylüyorum. Ailelere para verilecekmiş… Öğrenciler okutulacakmış. Nerede? AGÜ’ de mi?
Adam acısından haykırıyor, haklı olarak suçlu arıyor, ‘’müşavir’’ kalkmış insan tekmeliyor… Başbakan: ‘’Tokadı yersin.’’ diyor. Şaka herhâlde… Bu olayda ihmali olan ve bu olayı çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışan herkese lanet ediyorum.
Yarın ne olur bilinmez ama böyle devam ederse daha çok kaza olacak, gerçek bu. Yok trafoya kedi kaçmış da ondan, yok maske yetersizmiş, yok oda yapılacakmış ama yetişememişmiş de… Bu bahanelere sığınmayın artık. Hepimiz gerçekleri öğrenmek istiyoruz. Bir şeyler yok edilmeden.
İşte gerçek ‘’Açlık Oyunları’’ bu…
Hayatını kaybedenlerin ailelerine ve yakınlarına sabır diliyorum.
Başımız sağolsun.
Merve Çiçek Vatan