“Hayır, ne kır faresi olmak isteriz ne de kiler faresi. Adam gibi adam olmak varken durduk yerde neden fare olalım ki” dediğinizi duyar gibiyim. Elbette öyledir; adam gibi adam olmak varken insan neden durduk yerde fare olsun ki? Biz de zaten sözün gelişi sorduk başlıktaki soruyu…
Meşhur fıkradır; kiler faresi ile kır faresi arkadaş olmuşlar ve bu arkadaşlıklarını pekiştirmek için de karşılıklı olarak birbirlerine misafir olmaya karar vermişler. Önce kiler faresi kır faresine misafir olmuş. Birlikte o dağ senin, bu tepe benim gezip dolaşmışlar. Susadıklarında buz gibi derelerden su içmişler, acıktıklarında otla, çöple ve bitki tohumlarıyla karınlarını doyurmuşlar. Bir iki derken epeyce uzamış bu misafirlik. Kiler faresi iyiden iyiye zayıflamakta olduğunu fark etmiş ve daha fazla dayanamayacağına kanaat getirerek kilere dönmeye karar vermiş. Ve arkadaşı olan kır
